Balonu Bırakınca Ne Oldu? Gerçekten Bunu Biliyor Musunuz?
İzmir’de bir kafe, akşamüstü vakti, belki biraz fazla kalabalık ama insanın içini ferahlatan bir hava var. Öylesine bir gün işte. Bir arkadaşımın doğum günü, herkesin ellerinde çeşitli hediyeler, masada sıcacık bir kahve. O an hayatın ne kadar sıradan olduğunu düşündüğüm bir anda balonla karşılaştım. Bir arkadaşım, hatırladığım kadarıyla “En güzel hediye buydu!” demişti. O balon, yere düştü, havada birkaç tur döndü, sonra… “Balonu bırakınca ne oldu?” diye kendime sordum.
Balonu Bırakınca Ne Oldu? Bir Bütünün Parçası Olmak
Bu yazının başında dedim ya, “balonu bırakınca ne oldu?” sorusu aslında hepimize hitap eden bir soru. Bence bu, hayatı anlatan bir metafor. Ne zaman bir şeyin farkına varmasak, ne zaman bir şeyin “bırakılmasına” karar versek, işte o zaman hayatın o çılgın dönüşümü başlıyor. Ama her şeyin ne kadar trajikomik olduğunu hiç düşündünüz mü? Bakın, ben de bir İzmirli olarak bu soruyu kafamda deli gibi kuruyorum ama gelin önce bu balonun ne kadar önemli olduğunu, ne kadar insanı düşündüren bir sembol olduğunu anlamaya çalışalım.
Şimdi, her biri balonla havaya giden küçük çocukları düşünün. O an ne hissediyorlar? Şu düşünceye varabilirsiniz: “Balon, hayatta tutabileceğimiz tek şey belki de!” Gerçekten bu kadar basit mi?
Balonun Sözde Hedefi
Tamam, balon bir şişe, hava, belki bir gaz, ama sonuçta siz ona baktığınızda ne görüyorsunuz? Ne görmeniz gerektiğini de size anlatayım. O balonun şişirilmesi, heyecanla birine sunulması, o an çocukluğumuzdan kalan o beklenti… Her şey çok güzel, değil mi? Ama bir balon, sabahları uyandığınızda, en iyi kahvenizi içerken aldığınız o anlık mutluluk kadar değerli mi? İşte esas soru burada başlıyor.
Bir gün bir balonun gerçekten “ne olacağını” anlayamıyorsunuz. Elinizde tutarken her şey harika, ama bırakınca her şeyin nasıl gittiği hakkında hiçbir fikriniz olmuyor. Çünkü bu kadar basit bir şeyin hayatı, küçük bir anı, koca bir karmaşaya dönüştürmesi inanılmaz bir duygu. “Balonu bırakınca ne oldu?” sorusunun her yanıtı, hayatın bu karmaşasını biraz daha netleştiriyor.
(Bakalım benim bu konuda ne düşündüğümü de bir dinleyin)
> “Ya ben de tam bu konuda kafayı takıyorum ama… şimdi soruyorum, neden bir balon hep böyle havaya yükseliyor? Yani birisi neden onu tutmak zorunda ki? Balon bırakıldığında, gerçekten ne olur? Cevap basit: O balon uçup gider ve asla geri gelmez! Bunu anlayabilen var mı?”
Yani, balon aslında çok şey anlatıyor. Ama bunu anlamak bazen… çok zor. Çünkü bazen hepimiz, o balonun kaybolmasını bekliyoruz.
Balonun Hayatımıza Anlatmaya Çalıştığı Şey: Bırakmak!
Şimdi durun ve düşünün: Hani deriz ya, “Bazen her şeyi bırakmak gerek.” İşte o zaman hayatın size o balon gibi olduğunu anlamaya başlıyorsunuz. Balonun her an yükseldiğini, ama hep bir noktada inip kaybolduğunu biliyoruz. Yani başlarda heyecanla yakaladığınız balon, sonra bir noktada kayboluyor. Belki de burada anlamamız gereken şey, hayatın bizim elimizde olmaması… Bazı anlar geçici.
Bir de şöyle bir şey var: Herkes o balonu tutmak zorunda değil. Bazen bırakmak lazım. Benim için, bazen hayatı olduğu gibi kabul etmek, ama aynı zamanda bir şeyi serbest bırakmak gerekebilir. Herkes “serbest bırakmak” derken, herkesin derdi başka. Bazen işleri bırakmanın, salıvermenin de başka bir anlamı vardır. “Bırakınca ne oldu?” sorusunun cevapları her zaman umut verici değil, ama kesinlikle büyüleyici.
Bir Balonun Macerası: Diğer İnsanlarla Beraber
Sadece kendiniz için değil, başkalarıyla birlikte aynı balonu serbest bırakmaya karar verin. Balon birinin ellerinden kayıp gitse de, sonunda o balon sadece bir simge haline gelebilir. Hayatınızdaki bazı insanlar da tıpkı o balon gibi… uçup gitmek zorunda kalır. Hangi anıların balonlarını bırakmak zorunda kalacaksınız? Tıpkı o an, siz de farkında olmadan kaçırıyorsunuz. Balonu bırakınca ne oldu? sorusunun başka bir cevabı da bu olabilir: Yavaşça, farkına varmadan bıraktığınız şey, başkalarının hayatında iz bırakabiliyor.
> “Peki, ya bırakınca kaybolan bir şeyin geri dönmesi mümkün mü?” – Bunu gerçekten düşünüyorum. Yani ben de hep her şeyi sıkıca tutmaya çalışıyorum ama… hayatta bırakmak zorunda olduğumuz o anlar da var.
Hızlıca Kapanan Dönüşüm: Nereye Gitti O Balon?
Bir balonun kaybolması, başka bir açıdan bakıldığında, hayatta her şeyin geçici olduğunu hatırlatıyor. Evet, o balon kayboldu, ama kimse gerçekten nereye gittiğini bilmiyor. Ama aslında her balon kaybolduğunda bir şeyler öğrenirsiniz. Bir balonun uçuşu bile hayatın dinamiklerini gösteriyor. Mesela bir arkadaşınız balon alır ve havaya bırakır, o balon önce sağa, sonra sola savrulur. “Nereye gitti?” diye hepimiz sorarız ama bir zaman sonra fark ederiz ki, bizim sorumuz kadar ciddiye alınacak bir şey yok.
Sonuçta, Balonun Gösterdiği O Anlık Derinlik
İzmir’de bir gün balonu bıraktığınızda, o balonun bir simge olduğuna inanabilirsiniz. Ama belki de daha büyük bir soruyu soruyorsunuz: Bir şeyi gerçekten bırakabilmek, kabul edebilmek ne demek? Balonu bırakınca ne oldu, her zaman bir soru işareti. Belki de bazı şeyler sadece uçup gider ve asla geri gelmez. Ama hayatta bazı şeyleri serbest bırakmak, onları bırakmanın getirdiği hafiflik de çok önemlidir.
Şu an fark ettiğinizde, belki siz de o balonun size ne anlatmaya çalıştığını anlayabilirsiniz: Ya bırakmak zorunda olduğun şeyleri kabullenip içsel huzura ulaşmak, ya da bırakıp gitmesine izin vermek. Balonu bırakınca gerçekten ne olduğunu anlayabilmek, bir insanın hayatı boyunca geçireceği belki de en önemli derslerden biri olabilir.