SAT Sınavı Kaç Para? Toplumsal Cinsiyet ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme
İstanbul’da yaşayan biri olarak, her gün farklı hayatlara tanıklık ediyorum. Sabahları metroda, akşamları iş çıkışı caddelerde gördüğüm insanlar, onların giyimleri, bakış açıları, konuşmalarındaki tonlar… Her şey aslında birer sosyal gösterge. Sokakların, parkların ve kafelerin birer mikrokozmos olduğunu düşündüğümde, bazen birkaç saniyelik bir gözlem bile önemli bir farkındalık yaratabiliyor. Geçenlerde bir arkadaşım, “SAT sınavı kaç para?” diye sordu. Bu basit gibi görünen soru, aslında çok daha derin bir anlam taşıyor. Hem maddi hem de toplumsal açıdan.
SAT sınavı, genellikle Amerika’da üniversiteye girmek isteyen öğrenciler için önemli bir adımdır. Ama bu sınavın fiyatı, eğitimdeki eşitsizlikleri, toplumsal cinsiyeti, çeşitliliği ve sosyal adaleti de ciddi şekilde etkiliyor. Her bir sınav kaydının fiyatı, herkes için aynı olmayabilir. Bazı gruplar bu fiyatı ödeyebilirken, bazıları için bu, erişilemez bir engel olabilir. Peki, SAT sınavı kaç para? Ve bu ücretin toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden etkileri neler?
SAT Sınavı ve Erişim Adaletsizliği
İstanbul’da bir sabah, taksiden inip bir kafeye girdiğimde, yan masadaki gençlerin sohbetine kulak misafiri oldum. Bir tanesi SAT sınavı için nasıl hazırlık yapması gerektiğinden bahsediyordu. “Ama ben bu kadar parayı nasıl bulurum?” dediğinde, içimden bir şeylerin yanlış olduğunu hissettim. “SAT sınavı kaç para?” diye sormak, aslında eğitimdeki sosyal sınıf farklarını gözler önüne seriyor. Bu sınav, çok parası olanlar için bir fırsatken, daha düşük gelirli ailelerin çocukları için büyük bir engel olabiliyor.
Evet, SAT sınavı belli bir ücret karşılığında alınıyor ve çoğu zaman bu ücret, büyük şehirlerde yaşayan ve yüksek gelirli ailelerin çocukları için kolayca karşılanabiliyor. Ancak, bu ücret, çeşitli gelir seviyesindeki aileler için büyük bir engel oluşturuyor. Örneğin, düşük gelirli bir ailenin çocuğu, sınav ücreti nedeniyle bu fırsattan mahrum kalabilir. Yani, bu sınavın fiyatı, aslında toplumsal eşitsizliği derinleştiriyor.
Toplumsal Cinsiyet ve Sınav Ücreti
Bir diğer dikkat edilmesi gereken konu ise toplumsal cinsiyetle ilgili. Toplumda kadınlar, erkeklerden daha düşük gelirle çalışabiliyorlar. Eğer bir kadın, ailesinin desteği olmadan eğitimine devam etmeye çalışıyorsa, sınav ücretleri gibi engellerle karşılaşma ihtimali daha yüksek. Benim çalıştığım sivil toplum kuruluşlarında, kadınlarla ilgili eğitim projelerinde sürekli karşılaştığım bir durum var: Kadınların eğitimine ayrılan bütçe, çoğu zaman erkeklere ayrılan bütçeden daha düşük. Aynı şekilde, SAT sınavı gibi uluslararası sınavlara katılma fırsatı da, çoğu zaman kadınlar için daha pahalı ve erişilemez olabiliyor.
Geçen gün bir arkadaşımın ofisine uğradım. Genç bir kadın çalışanı, satır aralarında şunları söyledi: “Sınav ücretleri erkekler için değil, daha çok bizim gibi kadınlar için büyük bir engel. Ailemin desteği olsa, belki bir yol alırım, ama…” Buradaki “ama” çok şey anlatıyordu. Bir kadının eğitimine daha az yatırım yapılması, aslında çok daha derin bir eşitsizliğin göstergesi. SAT gibi bir sınavın ücretinin kadınlar için daha fazla engel teşkil etmesi, eğitimdeki toplumsal cinsiyet eşitsizliğini gözler önüne seriyor.
Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bakıldığında
İstanbul’un merkezine yakın bir okulda gönüllü dersler veriyorum. Farklı sosyoekonomik sınıflardan gelen öğrencilerle çalışmak, bana eğitimdeki çeşitliliği ve fırsat eşitsizliğini her geçen gün daha iyi anlamama yardımcı oluyor. Bir yanda eğitimin getirdiği avantajlardan faydalanan, zengin ailelerin çocukları var; diğer yanda, eğitimi hayatlarının en büyük fırsatı olarak gören ama bunun önünde engellerle mücadele eden gençler.
SAT sınavı, aslında bu iki grubun ayrımını daha belirgin hale getiriyor. Zengin ailelerin çocukları, sınav ücretini dert etmeden farklı eğitim kaynaklarına erişebilirken, daha düşük gelirli ailelerin çocukları bu fırsatları kaçırabiliyor. Eğitimde fırsat eşitsizliği, sadece sosyal sınıflara değil, aynı zamanda etnik kökenlere ve kültürel geçmişlere de dayalı olarak farklılaşıyor. Çeşitli gruplar için bu sınavın ücreti, fırsat eşitsizliğinin simgesi haline gelebilir.
Bir yanda İstanbul’un lüks semtlerinde okuyan gençler, sürekli olarak testlere hazırlanırken; diğer yanda, kırsal bölgelerde yaşayan ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan gençler, bu sınavın ücretine ulaşamayabiliyor. Bu da, toplumda eğitimde fırsat eşitsizliğinin ne kadar derin olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Sonuç Olarak
Evet, “SAT sınavı kaç para?” sorusu aslında sadece bir ücret sorusu değildir. Bu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini, eğitimdeki fırsat eşitsizliğini ve sosyal adaletin hangi noktada eksik kaldığını sorgulatan bir sorudur. Toplumda eğitim hakkı, tüm bireyler için eşit olmalıdır, ancak sınav ücreti gibi engeller, bu hakkı kısıtlamakta ve fırsat eşitsizliğini derinleştirmektedir. Eğer daha adil bir toplum istiyorsak, bu engelleri aşmak için birlikte çalışmalıyız.