Östaki Borusu Kendiliğinden Düzelir Mi?
O Gün Yine Kulaklarımda Bir Gariplik Vardı
Geçen hafta, Kayseri’deki evimde yine kulaklarımda o rahatsız edici tıkanıklığı hissettim. Sanki her şey biraz daha boğuk, biraz daha uzak geliyordu. İlk başta, bunun geçici bir şey olduğunu düşündüm. Hani, bir gün başlar, birkaç saat sonra kaybolur ya… Ama bu sefer öyle olmadı. İkindi vakti, oturmuş kitap okuyordum, kulaklarımda baskı arttı. Hafif bir ağrı başladı, ardından derin bir hayal kırıklığı. “Östaki borusu” diye bir şey vardı, hatırlıyorum, daha önce bir doktorumdan duymuştum. Ama ne kadar ciddi bir şey olduğunu bilmiyordum. O gün, her şey biraz daha farklıydı.
Önce sinirlerim bozuldu, sonra tüm bu tıkanıklıkla baş etmenin yollarını araştırmaya başladım. Yalnızca bir tedavi değil, bir çözüm arayışıydı bu. Geçmişte yaşadığım sağlık sorunları gibi, bu da bir anlık geçici bir durum gibi başlamıştı ama bana hiç de öyle hissettirmedi. Kulaklarımın tıkanıklığını çözmenin bir yolunu bulabileceğimi düşündüm, belki de “özel bir yöntem” vardı, belki de “kendiliğinden düzelir”di. Ama ne olursa olsun, bir çözüm bulmam gerektiğini düşündüm.
Bir Adım Atmaya Cesaret Edememek
Bir gün, bir sabah daha kalktığımda kulaklarımda yine bir şeyler vardı. Bu sefer tıkanıklık daha da kötüleşmişti. O an içimde büyük bir kararsızlık vardı: “Doktora mı gitsem? Yoksa bir süre bekleyip kendiliğinden geçmesini mi umursamadan devam etsem?” Kayseri’nin sokaklarını yürürken, kulaklarımda o rahatsızlıkla adımlarımın sesi bile garip geliyordu. Sanki her şey çok daha uzaktı.
Geçmişte böyle “belirsiz” hislerle yaşadım çok. Hani beklerken, sonunda her şeyin kendiliğinden düzelmesini umarak yaşadığım anlar olmuştur. Ama bu sefer o kadar da emin olamıyordum. Kulaklarımın içinde patlayan sessizlik, bazen fırtına gibi gürlüyor, bazen de o kadar sessizleşiyordu ki, tek duyduğum şey kendi kalp atışlarım oluyordu.
Kendimi daha çok yalnız hissediyordum. Sanki bir şeyler düzelmeyecekmiş gibi, bir şeyleri beklemek beni bir noktada durduran bir his haline geldi. Tıpkı bazen hayatta başka bir şey için beklerken, her geçen günün içinde kaybolan o “umudu” hissetmek gibi. Ama bu sefer, içimde bir kıvılcım vardı: Belki de bir çözüm vardı. Belki de gerçekten “östaki borusu kendiliğinden düzelir mi?” sorusunun cevabını öğrenmenin zamanı gelmişti.
Bir Umut, Bir Adım Daha
O gün yine doktora gitmek için karar verdim. Hıçkırarak, biraz da utançla, kulaklarımın sorunundan bahsettim. Doktor çok sakin bir şekilde bana şu cevabı verdi: “Östaki borusu kendiliğinden düzelir, evet, bazen.” Ama aynı zamanda, “Ama ne zaman düzeleceği konusunda kesin bir şey söylemek zor,” dedi. İçimde, o an hem bir rahatlama, hem de bir hayal kırıklığı vardı. Kendiliğinden düzelmesini beklemek mi yoksa daha fazlasını yapmak mı?
O an, bir anda “beklemek” kelimesinin ne kadar karmaşık bir şey olduğunu fark ettim. Belki de bazı şeylerin zamanla düzelmesi gerekiyordu. Ama bazen, beklemek de insanı fazlasıyla zorluyor, fazlasıyla tükenmiş hissettiriyor. Bazen çözüm, hemen değil, ama adım atıldığında geliyor. Tıpkı bu kulak tıkanıklığı gibi, bazen sorunlar geçmeden önce biraz daha dikkat etmemiz, biraz daha cesur olmamız gerekebiliyor.
Bazen Kendiliğinden Düzelmeyen Şeyler Var
O günden sonra kulaklarımın durumu yavaşça düzeldi. Ama bir şey fark ettim: Bazen sorunlar gerçekten de kendiliğinden düzeliyor. Ancak bunun olabilmesi için, biraz cesaret, biraz beklemek ve biraz da teslimiyet gerekebiliyor. Eğer bir çözüm yoksa, sadece kabullenmek ve zamanı izlemek de bir çözüm olabilir. Belki de hayatın bazı alanlarında, ne kadar uğraşsak da, ne kadar çözüm arayışına girsek de, her şeyin kendi zamanında olması gerekiyor.
Kayseri’nin sabahlarında, o kulaklarımın tıkanıklığı geçtiği zaman, içimdeki o hayal kırıklığı yerini umutla doldurdu. Belki de her şeyin bir zamanı vardı. Belki de her şeyin bir yolu vardı. O gün, hem kulaklarım hem de ruhum biraz daha rahatladı. Bazen bir adım atmak, bazen de sadece beklemek, hayatın içinde en büyük çözüm olabiliyor.
Östaki borusunun kendiliğinden düzelip düzelmeyeceğiyle ilgili soruya verdiğim cevap, belki de “bazen” olmalıydı. Ama içimdeki umut hep bir adım sonrasına hazır kaldı.