Kayseri’nin Soğuk Sabahlarında Başlayan Bir Hikâye
Kayseri’de sabahlar serttir. Hava keskin bir bıçak gibi yüzüne çarpar, nefes aldığında ciğerine işleyen bir soğuk olur. 25 yaşındayım ve hâlâ bu şehrin sabahlarına alışabilmiş değilim. Ama belki de alışmak istemiyorum. Çünkü bazı şeyler insana acı verdiği için değil, hatırlattığı için değerlidir.
O gün de öyle bir sabahtı. Uyanır uyanmaz annemin mutfakta çıkardığı çatal sesi, babamın televizyonu açarkenki o düşük sesi ve içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk vardı. Günlüğüme her sabah birkaç satır karalardım ama o gün elim kaleme gitmedi.
Çünkü o gün, hayatımın yönünü değiştiren bir telefon geldi.
“Komando Asayiş nedir?” diye başlayan bir yol
Telefonun diğer ucundaki ses netti. Kısa, resmi ve fazla duygusuzdu. Ama insan bazı cümlelerin duygusunu kelimelerden değil, kalbinin sıkışmasından anlar.
“Göreve çağrılıyorsun.”
O an içimde iki şey aynı anda oldu: heyecan ve korku. Bir yandan “nihayet” diyordum, bir yandan “keşke biraz daha bekleseydim.”
Komando asayiş nedir diye o gün ilk kez gerçekten düşündüm. Sadece bir tanım değildi benim için artık. Sahada düzeni sağlayan, zorlu koşullarda görev yapan, çoğu zaman görünmeyen ama varlığı hissedilen bir sorumluluktu. Ama o tanımın içinde en çok dikkatimi çeken şey “insan” kısmıydı. Çünkü o üniformayı giyen herkesin içinde bir hikâye vardı.
Benim hikâyem ise daha yeni başlıyordu.
Hazırlık: Sessiz Bir Vedanın İçinde
Eve döndüğümde kimseye hemen söyleyemedim. Annem zaten yüzüme bakınca bir şeylerin değiştiğini anlamıştı. Anneler öyledir; kelimeye ihtiyaç duymazlar.
“Yine mi bir şey oldu?” dedi sadece.
Başımı eğdim. Çünkü bazen en zor cevap, evettir.
O gece odamda uzun süre oturdum. Duvarlarımı izledim. Çocukluğumun çiziklerini taşıyan o duvarlar, sanki bana “gidiyor musun?” diye soruyordu.
Defterimi açtım.
“Bilmiyorum neden gidiyorum,” diye yazdım. “Ama gitmezsem kendime ihanet edecekmişim gibi hissediyorum.”
Komando asayiş nedir sorusu artık kitap tanımı olmaktan çıkmıştı. İçimde bir çağrıydı. Beni hem korkutan hem de çeken bir şeydi. Sanki hayatın beni test ettiği bir kapıydı ve o kapıdan geçmezsem hep eksik kalacaktım.
Dağlara İlk Adım: Gerçekle Yüzleşme
Eğitim bölgesine vardığımızda hava daha da sertti. Kayseri’nin soğuğu bile burada hafif kalıyordu. Çevremdeki yüzler aynıydı: uykusuz, gergin ama kararlı.
İlk gün bize sadece şunu söylediler:
“Burada kimse güçlü olduğu için kalmaz. Dayanan kalır.”
O cümle içime işledi. Çünkü güç dediğimiz şeyin aslında bir his değil, bir karar olduğunu orada anladım.
Günler geçtikçe bedenim alıştı ama zihnim daha çok yoruldu. Koşular, eğitimler, gece nöbetleri… Ama en zor olanı fiziksel değil, sessizlikti. Kendi iç sesinle baş başa kalmak.
Bir gece, yıldızlara bakarken yine düşündüm: Komando asayiş nedir?
Artık cevabım değişmişti.
Sadece görev değil, yalnızlıkla barışma biçimiydi. Korkuyla yürümeyi öğrenmekti. Ve en önemlisi, insanın kendine rağmen devam edebilmesiydi.
Bir Operasyonun İçinde: Gerçek Sessizlik
Bunu da Okuyun: 6 köşeli yıldızın anlamı nedir ?
O gün sabah erken saatlerde hareket emri geldi. Kimse yüksek sesle konuşmuyordu. Herkes biliyordu ki bazı anlar bağırmaz, sadece olur.
Araziye doğru ilerlerken içimde garip bir sakinlik vardı. Belki de korkunun en olgun haliydi bu.
Kalbim hızlı atıyordu ama zihnim berraktı. Komando asayiş nedir sorusu o an tekrar zihnime geldi. Ama artık bir tanım değil, bir gerçekti. İnsanların güvenliği için görünmeyen bir çizgide durmak, bazen görünmeden var olmak demekti.
Ağaçların arasından ilerlerken zaman farklı akıyordu. Her ses büyüyor, her sessizlik derinleşiyordu.
O an bir şey fark ettim: insan en çok sessizlikte kendini duyar.
Ve ben kendimi ilk kez o gün gerçekten duydum.
İçimdeki Çatışma
Görev bittiğinde kimse zafer narası atmadı. Çünkü bu işte zafer diye bir şey yoktu. Sadece tamamlanan sorumluluklar vardı.
Ama içimde bir boşluk vardı.
Sevinç mi, yorgunluk mu, yoksa hayal kırıklığı mı… adını koyamıyordum.
Bir köşeye oturup su içerken ellerimin titrediğini fark ettim. O an güçlü olduğumu değil, sadece devam ettiğimi hissettim.
Ve kendime dürüstçe şunu söyledim:
“Ben bu hayatı seçtim ama hâlâ nedenini tam bilmiyorum.”
Umarız “Komando asayiş nedir” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Batimatbaa ekibinden sevgilerle!
Geri Dönüş: Kayseri’ye Başka Bir Gözle Bakmak
Eve döndüğümde Kayseri aynıydı ama ben aynı değildim. Sokaklar tanıdıktı ama ben yabancıydım.
Annem kapıyı açtığında hiçbir şey sormadı. Sadece sarıldı. O sarılma, bütün soruların cevabıydı.
O gece tekrar defterimi açtım. Uzun süre yazdım.
Komando asayiş nedir?
Artık benim için bir meslek tanımı değildi. İnsanların görmediği bir dünyanın adıydı. Zor şartlarda bile düzeni korumaya çalışan, bazen kendini bile unutan insanların yolu.
Ama en çok şunu yazdım:
“Ben o dünyada kendimi kaybetmedim. Belki de ilk kez buldum.”
Hayal Kırıklığı ve Umut Arasında
Yine de içimde bitmeyen bir şey vardı. Bir tarafım hâlâ huzursuzdu. Çünkü her cevap yeni bir soru doğuruyordu.
Bazen “neden ben?” diye soruyordum. Bazen “iyi ki ben” diyordum.
Hayat böyleydi belki de. Net cevaplar vermiyordu.
Ama şunu öğrendim: Komando asayiş nedir sorusunun cevabı sadece görevde değil, insanın içindeki mücadelede gizliydi. Kendi korkularınla yüzleşmeden o cevaba ulaşamıyordun.
Gecenin Sessizliğinde Yazılan Son Satırlar
Şimdi geceleri Kayseri daha farklı geliyor bana. Pencereyi açtığımda uzaklardan gelen rüzgâr, sanki geçmişimi taşıyor.
Günlüğüme son bir cümle yazıyorum çoğu zaman:
“Devam ediyorum, çünkü durursam kim olduğumu unuturum.”
Ve artık biliyorum ki bazı soruların cevabı bir cümle değil, bir yol oluyor.